Hürmüz Boğazı’nda yaşanan ve küresel petrol ve doğal gaz arzının yüzde 14’ünü etkileyen kesintinin zirvesinde, alternatif boru hatları, petrol stokları ve talepteki düşüş küresel enerji sisteminin şoku hafifletmesinde rol oynadı. McKinsey Küresel Enstitüsü’nün raporuna göre, bu aksama modern dönemin en büyük enerji arz kesintisi olarak kayıtlara geçti.
ABD ve İran arasındaki gerilimin tırmandığı dönemde, Hürmüz Boğazı’ndan küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si geçiyordu. Kesintinin en yoğun yaşandığı zaman diliminde, küresel petrol ve gaz arzının yüzde 14’ü sekteye uğradı. Bu oran, 1970’lerdeki petrol şoklarının etkisinin iki katı, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşının en yüksek etkisinin ise altı katı olarak belirlendi. Etkilenen enerji arzının yüzde 91’ini petrol oluştururken, doğal gaz tarafındaki küresel etki daha sınırlı kaldı.
Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 21 milyon varil petrol akışı gerçekleşirken, kriz döneminde bu akışın yaklaşık 3,3 milyon varillik bölümü devam etti. Rapora göre, kriz öncesinde Çin ve diğer ülkelerin petrol stoklarını artırması, bu alımların durmasıyla küresel sistemde yerine konulması gereken petrol arz-talep açığını günlük yaklaşık 15,5 milyon varil olarak hesaplattı.
Bu açığın yaklaşık yüzde 35’i, alternatif boru hatları üzerinden yeniden yönlendirme ve Hürmüz dışındaki üretim artışıyla karşılandı. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Fucayra’ya uzanan hattının daha yoğun kullanımıyla, günlük yaklaşık 4,7 milyon varillik ilave petrol akışı sağlandı. Brezilya, Kazakistan, ABD ve Venezuela gibi ülkelerin ek üretimi de günlük yaklaşık 500 bin varil katkı sundu.
Petrol stoklarının kullanılması, petrol açığının yüzde 20’sini karşıladı. Bu süreçte küresel stoklardan günlük yaklaşık 3,5 milyon varil petrol kullanıldı. Yaklaşık 2,5 milyon varili Uluslararası Enerji Ajansı üyelerinin koordineli stok kullanımından, yaklaşık 1 milyon varili ise Çin’den geldi. Kalan miktarın yaklaşık yüzde 45’i ise günlük 6,8 milyon varillik petrol tüketimi düşüşüyle dengelendi.
Devreye alınan mekanizmalar enerji sisteminin şoka dayanıklılığını artırsa da bu araçların sınırları belirginleşiyor. Ağustos ayı sonu itibarıyla küresel stoklardan yaklaşık 500 milyon varil kullanıldı. Bu miktar, küresel ekonominin beş günlük petrol ihtiyacına denk geliyor.
Körfez’deki rafinerilerde, Boğaz’daki aksamaların yanı sıra doğrudan hasar görmeleri nedeniyle üretimin dörtte birinden fazlası düştü. Temmuz ortasında Rusya’daki rafineri kapasitesinin günlük yaklaşık 2 milyon varili devre dışı kaldı. Diğer bölgelerdeki tesisler bu kaybı tam olarak telafi edemeyerek küresel fiyatların artmasına neden oldu. Hürmüz’e alternatif güzergahlardan biri olan Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı’nın eylül ayındaki geçici kapatılması, alternatif güzergahların bölgesel gelişmelere karşı kırılganlığını ortaya koydu.
Yeni boru hatları 2030’da günlük 13 milyon varil alternatif kapasite sunabilir. Enerji güvenliğini artırmaya yönelik önlemlerin 2030’a kadar hayata geçirilmesi halinde, olası yeni bir Hürmüz şokunda kriz öncesi petrol akışlarının yüzde 35 ila 70’i telafi edilebilir. Bu oran günlük yaklaşık 7 milyon ila 15,5 milyon varillik petrol akışına karşılık geliyor. Kriz sonrasında gündeme gelen ilave boru hattı projelerinin hayata geçirilmesiyle, Hürmüz’e alternatif toplam yönlendirme potansiyeli günlük 13 milyon varile ulaşabilir.
Reklam & İşbirliği: [email protected]