DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 3564360,87%
İstanbul
20°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Basın Bülteni

Basın Bülteni

01 Haziran 2022 Çarşamba

Sağlıklı yaşam için güvenli süt önemli

Sağlıklı yaşam için güvenli süt önemli
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından alınan karar doğrultusunda 2001 yılından bu yana 1 Haziran, tüm dünyada Dünya Süt Günü olarak kutlanıyor. Uzmanlar, bu önemli günde bağışıklık sistemini güçlendirmede önemli bir rol oynayan sütün faydalarına dikkat çekerken, güvenli süt tüketiminin ne kadar önemli olduğu hakkında farkındalık yaratmak için de bir fırsat sunuyor.

Yapılan araştırmalar, Türkiye’de süt içme oranlarının Avrupa ülkelerine göre oldukça düşük olduğunu gösteriyor. Yıllık ortalama süt tüketiminin 276 litre olduğu Türkiye’de, bu oranın sadece 40 litresinin içme sütünden, geri kalanının ise süt ürünlerinden oluştuğu belirtiliyor. AB ülkelerine bakıldığı zaman bu miktarın yıllık 342,5 litre, ABD’de ise 292 litre olduğu ortaya konuluyor.

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin (ASÜD) verilerine göre, Türkiye’de toplam süt üretimi son 20 yılda neredeyse iki katına çıkmış durumda. Ancak bu miktarın sadece yüzde 45’i süt endüstrisine giderek, güvenilir ve sağlıklı ürünlere dönüşüyor.

 

Çocuk, yetişkin gözetmeksizin süt içmenin yaşamın her evresinde önemli olduğunu vurgulayan Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, sütün içeriğinde 40’tan fazla besin öğesinin bulunduğunu ve bu besin öğelerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. İnanç’ın açıklamalarına göre günde iki bardak süt içmek, çocuk ve yetişkinlerin günlük mineral ihtiyacının tamamının karşılanmasını sağlıyor.

 

Süt tüketmeniz için 11 neden:

  1. Bağışıklık sistemini güçlendirir: Sütün içerisinde bulunan 40’tan fazla besin öğesi, savunma sistemini oluşturan hücrelerin iyi çalışmasını sağlayarak mevsim geçişlerinde sıkça yaşanan solunum yolu enfeksiyonları, grip ve soğuk algınlığı gibi birçok rahatsızlığa karşı koruyuculuk sağlıyor.
  2. Süt son derece önemli bir protein kaynağı: 1 litre sütün içerisinde 32 gram protein bulunuyor ve bu proteinler, hücre ve dokuların oluşmasında, saç ve tırnakların gelişmesinde rol oynayarak büyüme ve gelişmeye önemli ölçüde katkı sağlıyor. Sütte yer alan proteinler, aynı zamanda kasların da sağlıklı gelişmesine ve çalışmasına yardımcı oluyor.
  1. Vücutta kaybedilen suyu yerine koyuyor: Süt rehidrasyonu, yani vücutta kaybedilen suyun yeniden yerine konmasını sağlayan çok miktarda su molekülünden meydana gelir.
  1. Kemik gelişimini sağlar, osteoporozu engeller: Kemiklerin güçlenmesini sağlayan süt, kemik sağlığının korunması için gerekli olan kalsiyum deposudur. Bu sebeple günde 2 bardak süt tüketmek, osteoporoz gibi kemik hastalıklarının engellenmesine yardımcı olur.
  2. Süt tüketmek, kalp hastalıklarının önüne geçer: Süt ve süt ürünleri, protein dışında ayrıca kan basıncının ve yağlarının düşürülmesinde yardımcı olan kalsiyum ve fosfor gibi birçok besin öğesine sahiptir. Günlük düzenli süt tüketimi, koroner kalp hastalıklarına karşı koruyuculuk sağlarken hipertansiyonun da dengelenmesinde önemli rol oynar.
  3. Gebelikte mineral kaybını önler: Günde 2 bardak süt tüketmek, gebelik boyunca anne vücudunda azalan minerallerin karşılanmasını sağlar.
  4. Dişleri korur: Yüksek miktarda kalsiyum ve fosfor içeren süt, asitli ve şekerli yiyeceklerin yol açtığı zararlı mikroorganizmalarla savaşarak dişlerde oluşabilecek çürüklerin önüne geçer.
  5. Cildin güzelleşmesini sağlar: Birçok vitamin ve mineral içeren süt, akne ve cilt inflamasyonunun önüne geçerek cildin güzelleşmesini sağlar.
  6. Tokluk hissini artırarak kilo alımını önler:

Glisemik indeksi yüksek besinlerden olan süt, günde 2 bardak tüketildiğinde tokluk hissi yaratarak fazla kilo alımının önüne geçer.

  1. Enerji kaynağıdır: Yeterli ve dengeli beslenebilmek için ihtiyaç duyduğumuz besin grupları içinde yalnızca süt, enerji oluşumunda etkili olan karbonhidrat, protein ve yağı bir arada içerir.
  2. Okuldaki başarıyı artırır: Sütün içerisinde bulunan B12 vitamini, sinir sistemi ve sinirler arası iletimini olumlu yönde etkileyerek çocukların algı ve öğrenme kapasitelerini artırır. Ayrıca çinko ve tirozin de bilişsel gelişim, dikkat, aktivite, davranış ve motor gelişimini olumlu yönde etkiler.

 

Güvenli süt ile ilgili ipuçları

 

Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. U. Tansel Şireli, gündelik hayatta güvenli süt tüketmekle ilgili olarak şu uyarılarda bulundu: Dünya Sağlık Örgütü’nün gıdalar için sunduğu önerilere mutlaka uyulması gerekiyor. Açıkta satılan peynir, süt, yoğurt, çiğ et, sebze ve meyveler ile diğer gıdalar için bulaşmayı önleyici temel hijyen tedbirleri uygulanmalıdır. Açıkta satılan, sağım ve saklama koşulları belli olmayan sokak sütlerinden muhakkak uzak durulmalıdır. Sütler için özellikle ısıl işlem uygulanmış pastörize veya UHT sütler tercih edilmesi gerekiyor”.

Açıkta satılan sütün ve bu sütten yapılan ürünlerin insan sağlığı açısından taşıdığı riskler ve ambalajlı süt tüketimi konusunda öneriler ise şöyle sıralanıyor:

  • Doğrudan sütçü güğümünden bir bidona veya plastik torbaya dökülerek açıkta satılan sütün içerisinde zararlı bakteri ve katkı maddelerinin yer alma olasılığı bulunuyor.
  • Hijyenik olmayan ortamlarda sağım yapılarak elde edilen çiğ süt; yetersiz hijyen koşullarında hızla soğutulmadığı takdirde bozulabilir. Özellikle akşam sütleri, bozulmaya daha müsaittir. Bu sütlerin tüketiciye ulaşana kadar bozulmaması amacıyla, içerisine yasal olmayan ve insan sağlığını tehdit edecek kimyasallar eklenebilir.
  • Açıkta satılan sütü evde kaynatmak, her zaman onu güvenilir hale getirmez. Kaynatma işleminde sadece bazı mikroorganizmaların canlı formları etkisiz hale gelebilir, ancak bu işlem bazı spor ve toksinlerin etkisiz hale gelmesi için yeterli olmayabilir. Süt kaynatmak, aynı zamanda sütün bozulmasını engellemek için katılan kimyasalların ısı ile parçalanarak zararlı bileşiklerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Ayrıca birkaç dakika boyunca kaynamış sütün besleyici içeriğinde de kayıplar yaşanır.
  • Ultra yüksek sıcaklıkta işleme (UHT), 135-140 santigrat derece aralığında, süte 4 saniye boyunca ısı işlemi uygulaması yapılan bir teknolojidir. Bu süreçte hastalık oluşturan canlı bakteriler yok edilirken süt, besin değerlerinde bir kayıp yaşanmadan hızlıca tekrar soğutulur.
  • Pastörizasyon adı verilen işlem, hastalığa neden olan mikropları öldürmek için sütün yeterince uzun bir süre yüksek bir sıcaklığa kadar ısıtılmasıdır. Pastörize süt, bu işlemden geçmiş süt anlamına gelmektedir.
  • Paketi açıldıktan sonra buzdolabında saklanması gereken sütün üç gün içinde tüketilmesi önerilmektedir.
  • UHT ve pastörize işlemleri görmüş ambalajlı sütler, içme sütü olarak işlem görmeden önce platform testleri adı verilen bazı güvenlik testlerinden geçer. Bu sebeple, bu sütler kontrolü ve denetimi yapılmış sütlerdir.
  • Süt satın alırken etikete dikkat etmek önemlidir. Güvenli sütün etiketinin üzerinde “Pastörize veya UHT” kelimelerine yer verilir. Bir ürünün etiketinde “Pastörize veya UHT” kelimesi görünmüyorsa o süt sağlığınız için güvenli olmayabilir.
  • Pastörize olduklarını doğrulayamadığınız sürece, köy pazarlarından veya sokak satıcılarından süt veya süt ürünleri almayın.
Devamını Oku

Organik ve zeytin sektörünün İzmir’deki buluşması

Organik ve zeytin sektörünün İzmir’deki buluşması
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Üretici, ithalatçı, distribütör, şef, gıda sektörü profesyonelleri, şişe ve ambalaj üreticileri, makina üreticileri, zincir süpermarket alım heyetleri, zincir otel satın almacıları ve tüm sektörel ziyaretçilerin bir araya geldiği Olivtech Fuarı, fuarizmir C holünde; organik sertifikalı ürünlerin ve sektörün tüm paydaşlarının yer aldığı Ekoloji İzmir, fuarizmir B holünde gerçekleşiyor. Fuarlar kapsamında birçok ünlü ismin katıldığı söyleşiler ve yemek şovları devam ederken; zeytinyağı tadım alanı, Eko Pazar ve Türkiye ve Akdeniz’den katılacak küçük üreticileri dünya ile buluşturarak ülkenin ve İzmir’in marka değerini artıracak Terra Madre Anadolu fuarının tanıtım standı dikkat çekiyor.

 

Ekoloji İzmir Fuarı ile eş zamanlı 27 – 28 – 29 Mayıs tarihlerinde B ve C seminer salonlarında “4. Akdeniz İklimlerinde Organik Tarım”  uluslararası konferansı hibrit olarak düzenleniyor. Konferansta uzmanlar, üreticiler, akademisyenler ve sektörün diğer temsilcileri bir araya gelerek sektörün sorunlarını ele alarak geleceğine ışık tutuyor.  Almanya, Azerbaycan, Belçika, Danimarka, Fas, Hırvatistan, Hindistan, İran, İspanya, İtalya, İngiltere, Kırgızistan ve Yunanistan’dan alanında uzman kişilerin katıldığı konferansta, 16 oturum, 112 konuşmacı yer alıyor.

 

Ödüller sahiplerini buldu

10. Olivtech Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı’nda düzenlenen “IOC – UZZK Türkiye 2022 Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması Ödül Töreni”nde ödüller sahiplerini buldu.  Uluslararası Zeytin Konseyi (IOC) himayelerinde, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) tarafından düzenlenen yarışma; kamu, sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve özel sektör iş birliği ile ülkemizde kalite alt yapısının geliştirilmesi, kalite algısının yaygınlaştırılması ve teşvik edilmesi için yarışmaya katılan en iyi duyusal özelliklere sahip natürel sızma zeytinyağlarını belirlemek amacıyla organize ediliyor.

 

IOC-UZZK Türkiye Kalite Ödülü Natürel Sızma Zeytinyağı Yarışmasını kazananlarına ödülleri bir sertifika ve her bir kategori için altın, gümüş ve bronz madalya şeklinde takdim edildi.   Her kategoride, üç yarışmacı da mansiyon sertifikası aldı.

 

Hafif meyvemsi, orta meyvemsi yoğun meyvemsi kategorilere göre ödüllerin verildiği yarışmada; altın madalya alanlar; yoğun meyvemsilik kategorisinde Ticaret Ve Sanayi Kontuvarı T.A.Ş.’den Kristal Yağları,   orta meyvemsilik kategorisinde  Gizem Yağ San. Tic. Ltd. Şti.’den Gizem Olive Oil, hafif meyvemsilik kategorisinde Yeşilbaşak Olea Zeytin Ve Zeytinyağı Tar. Gıda’dan,  Yeşilbaşak Olea, olgun meyvemsilik kategorisinde ise, Ahmet Çakıroğlu Eka Zeytinyağı Ve Gıda İml. Tic.’den  Pirgion oldu.

Gümüş madalya alanlar; yoğun meyvemsilik kategorisinde Gülcü Yağ San. Tic. Koll. Şti.’den Gülcü, orta meyvemsilik kategorisinde Novavera Gıda Ve Tarım San. Tic. A.Ş.’den Nova Vera,  hafif meyvemsilik kategorisinde,  Zeytinseli Zeytincilik Hay. Gıda Tarım’dan. Zeytinseli, olgun meyvemsilik  kategorisinde   ise Meray Zeytincilik Tarım Gıda’dan Oleamea oldu.

Bronz madalya alanlar; yoğun meyvemsilik   kategorisinde, Garanti Zeytin Zeytinyağı San. Tic. Ltd. Şti.’den Revnak, orta meyvemsilik kategorisinde Oktav Tarım Ürün. İnş San. Ve Tic.’den Avilo,  hafif meyvemsilik kategorisinde  Pulathaneliler Gıda Pazarlama’dan Ashaf, oldu.

Mansiyon ödülü alanlar; yoğun meyvemsilik kategorisinde, Kağacık Kontinü Zeytinyağı Fabrikası’ndan Maze ve orta meyvemsilik kategorisinde ise,  İbrahim Mustafa Cömert’ten Cmrt Iv Kuşak oldu.

 

Oil Bar’da tadım

Geçtiğimiz fuarda büyük ilgi gören “Oil Bar” bu yıl da Olivtech Fuarı kapsamında hizmet veriyor. Fuara katılan firmaların zeytinyağlarının yer aldığı tadım alanında; ziyaretçiler Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğrencilerinin anlatımı ile farklı sıkım teknikleriyle elde edilen zeytinyağları deneyimliyor.

 

Sağlıklı Pazar

Düzenli olarak denetimlerin ve periyodik olarak gerekli analizlerin yapıldığı organik ürünlerden oluşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Eko Pazarı, fuar ziyaretçilerin uğrak yeri oldu. Ekoloji İzmir Fuarı kapsamında kurulan alanda, tamamen organik ürünlerden oluşan gıdadan kozmetiğe kadar birçok ürün yer alıyor. Eko Pazarı, hem organik üretim yapan üreticilere ürünlerini tüketiciye sunma hem de ziyaretçilere satın alma imkanı sağlıyor. Fuarlar Cumartesi (bugün) ve Pazar günü halka açık olurken, girişler ücretsiz olacak. Olivtech ve Ekoloji İzmir, 10.00 – 19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Devamını Oku

“Oyunculuk için öğretmenliği bıraktım”

“Oyunculuk için öğretmenliği bıraktım”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her hafta farklı konular hakkında samimi ve eğlenceli sohbete sahne olan, birbirinden sıra dışı soruların yer aldığı bölümlerle temponun hiç düşmediği “İbrahim Selim’le Bu Gece” programının bu haftaki konuğu son zamanlarda Masumlar Apartmanı’nda canlandırdığı Esra karakteriyle adından söz ettiren Esra Ruşan oldu. Ruşan, çocukluğundan oyunculuk kariyerindeki anılarına, özel zevklerinden hayallerine kadar hayatına dair her şeyi “İbrahim Selim’le Bu Gece” programında anlattı.

“Çocukken hayalperest bir çocuktum” 

Esra Ruşan, İbrahim Selim’in “Sen Göle’de doğmuşsun ve iki yaşında İstanbul’a gelmişsin. Oranın kültürüne dair hatırladığın bir şeyler var mı?” sorusuna “Elbette iki yaşındaki deneyimlerimi hatırlamıyorum ama İstanbul’a taşındıktan sonra yazları sürekli üç ay Göle’ye tatile gittiğimizi hatırlıyorum. Tabii ilerleyen yıllarda sürekli oralarla ilgili ‘oralar şöyleydi, böyleydi’ diye insanlar evde güzel anılardan konuşurdu. Çok soğuk olduğunu hatırlıyorum. Ancak İstanbul’da soğuktan korunmak için kat kat giyinirken Ardahan’da tek bir kazakla günü geçirebilirsin. Bu arada ben Türkiye’nin her yerine gittim çünkü annemler sekiz kardeşlerdi, hepsi memurdu ve hepsi sürekli farklı illere defalarca tayin edildikleri için sürekli gezdim. Bir de ben çocukken de yüksek enerjiliydim yani çocukken hayalperest bir çocuktum.” cevabıyla İbrahim Selim ve stüdyodakileri pozitif tavırlarıyla etkiledi.

“Uçak Fobim var”

Esra Ruşan, İbrahim Selim tarafından sorulan “Senin çocukluk hayalin Hostes olmakmış. Bu doğru mu?” sorusuna “Ben uçağa çok geç yaşta bindim ve benim hayalimde hostesler hep çok güzel giyinir, tırnakları güzeldir ve uçağı kullanabilirlerdi. Yani çocukken düşündüğüm şey şu; hem çok güzel giyiniyorlar yani neden hostes olmayayım ki? Elbette uçağa binince uçağı kullanmadıklarını öğrendim. Zaten zamanla bende uçak fobisi gelişti maalesef. Şimdi uçağa binince hostesin gözlerinin içine bakıp bir güven mekanizması kuruyorum.” diyerek İbrahim Selim ve stüdyodakileri eğlenceli anlatım tarzıyla kahkahalara boğdu.

“Oyunculuk için öğretmenliği bıraktım”

Esra Ruşan, İbrahim Selim tarafından sorulan “Öğretmenlik okurken tiyatro yapmaya karar veriyorsun. Sonrasında nasıl gelişti bu durum?” sorusuna “İstanbul Üniversitesi’nde öğretmenlik okuyordum ve 17 yaş gibi çok erken bir yaşta üniversiteye başlayınca ne okul şenliğine gidebiliyorsun ne de başka şeye çünkü yaşın tutmuyor. Dolayısıyla ben de çok sıkılıyordum çünkü üniversite hayatını bu kadar hayal edip bunu deneyimlemek canımı çok sıkmıştı. Ne yapsam derken diksiyon kurslarına gittim en olmadı sunucu olurum dedim. Gittiğim yerin yanında da tiyatro kursu vardı Bakırköy’de. Onlar da bana ‘Gel sen de’ dediler ben de provalarına gidip gelip izlemeye başladım ve ‘Sen girsene konservatuar sınavlarına’ dediler. El birliği ile beni sınava hazırladılar. Zaten bir tek Mimar Sinan Üniversitesi’ne sınava girmiştim. Bir de kazanacağımı asla düşünmüyordum ancak birinci aşamayı kazandım. Ardından ikinci aşamayı da kazandım ve açıkladım aileme. Çünkü öğretmenlikte de son sınıftaydım ve ailemi bu duruma ikna etmek zordu. Derken bir şekilde ikna ettim ve girdim konservatuara” diyerek İbrahim Selim ve stüdyodakilere kariyer hikayesini anlattı.

Devamını Oku

KAMP SANDALYESİ ÇEŞİTLERİ KOÇTAŞ’TA

KAMP SANDALYESİ ÇEŞİTLERİ KOÇTAŞ’TA
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaşam alanları için tüm ihtiyaçları tek adreste buluşturan Koçtaş, doğada vakit geçirmek isteyenlere en konforlu kamp sandalyesi çeşitlerini bir arada sunuyor.

 

Kamp sandalyesi denildiğinde ilk akla gelen klasik kamp sandalyelerinin oturma ve sırt kısımları tek parça kumaştan oluşuyor. İskeleti metalden olan bu sandalyelerin pek çok modelinde yanlarında kol koymak için bir alan ve taşıma çantası da bulunuyor.

 

Piknik/plaj sandalyelerinin iskeleti ise metal ya da ahşaptan oluşabiliyor. Bu sandalyelerin sırt ve oturma alanında parça kumaşlar kullanılıyor. Kol koyma alanları ahşap, metal ya da kumaştan yapılabiliyor. Bu sandalyeler katlandığında diğer kamp sandalyelerine göre daha fazla alan kaplayabiliyor.

 

Kepçe kamp sandalyelerinin sırt ve oturma alanlarının çok belirgin olmayışı, bu modelin en önemli özelliği olarak öne çıkıyor. Bu modelde sandalyenin kumaş alanı genellikle kare tasarımlı ve ayrı bir kol koyma alanı bulunmuyor. Bu sandalyeler az yer kaplıyor ve hafif modeller arasında yer alıyor.

 

Kanopili kamp sandalyeleri, üzerinde tente bulunan klasik ya da piknik/plaj sandalyesi modellerinden üretiliyor. Şezlong kamp sandalyelerinde ise genellikle klasik ya da piknik/plaj modellerinin iskeleti baz alınarak ayak koymak için kumaşlı bir ek bölüm bulunuyor.

 

Askılı kamp sandalyeleri, iki koluna asılan ve salıncağa benzeyen özelliği ile dikkat çekiyor. Bu modelin oturma alanının sallanması, özellikle engebeli yerlerde konfor sağlıyor. Parçaları çoğunlukla takılır-çıkarılabilir olan bu sandalyeler katlandığında yer tasarrufu sağlıyor.

 

Çocuklar için ise klasik, piknik/plaj, kanopili ve kepçe kamp sandalye modellerinden üretilen çocuk kamp sandalyelerinde kurbağa, ördek, aslan ve penguen gibi hayvan tasarımları mevcut.

 

Koçtaş uzmanları, sandalye için yeterli alanı olmayan ya da yerden tasarruf etmek isteyenlere de katlanabilir tabure tavsiye ediyor.

Devamını Oku

Kötü Anıların Hayatınızı Etkilemesine İzin Vermeyin

Kötü Anıların Hayatınızı Etkilemesine İzin Vermeyin
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zihnimiz geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği aynı anda düşünüp, işleyebilir. Bu sayede geçmişten bugüne mutlu, heyecan veren, bizi üzen, olumlu ya da olumsuz bir sürü anı inşa ederek hayatımızı sürdürebiliriz. Ancak geçmişteki olumsuzluklardan bazılarını kendimize yük ederek geleceğe kadar taşırız. Böylesi ağır bir yükle yola devam etmemizin giderek zorlaştığını söyleyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psk. Gizay Nur Kepen, bu nedenle de yorulduğumuzu hatta sanki hiç bitmeyen kısır bir döngünün içinde dönüp durduğumuzu düşünmeye başladığımızın altını çiziyor.

 

Anılarımız hayatımızın gündem maddesi olmamalı

Geride bırakılmamış, bir tecrübe, bir deneyim olarak bakılamamış her anının bizim için hep bir gündem maddesi olarak kaldığını ve bir süre sonra hayatımızı yöneten bir hal aldığını anlatan Psk. Kepen, bu durumu bir örnekle açıklıyor: “Çocukluğunda akran zorbalığına maruz kalmış, sınıf içerisinde küçük düşürülmüş, alay konusu olmuş biri, çevresi ve ailesinde de yeterli onayı, takdiri, kabulü göremediyse kişiler arası iletişimlerinin içerisinde diğerlerinin düşüncelerini okumaya çalışır. Kendisi hakkında düşünülenleri kontrol etmeye, fark etmeye dair çaba harcar. Küçük düşebileceğine inandığı konuşmalar yapmaktan kaçınır, iletişim kurmaz. Yani bir anı bütün kişiler arası iletişimi yöneten, belirleyen, kontrol eden bir düşünce sistemini oluşturabilir. Kişi derin duygusal bağlar kuramayacağını, anlaşılamayacağını veya her an yanlış anlaşılmalara açık iletişimlerin içerisinde bulunduğunu düşünebilir.”

 

Geleceği öngörmeye çalışmaktan kaçının

“Kötü bir anıdan aldığımız etkilerin başında yeniden deneyimlenmesinden duyduğumuz endişe yer alır. Bununla birlikte gelişen kaçınma ve kontrol mekanizmaları işleri zorlaştırır ve günlük hayatımızın içerisindeki yerini böylelikle sağlamlaştırır. Kaçıp savuşturmaya çalıştığımız bir durum zihnimizde aktif bir şekilde hatırlanıyor, yeniden işleniyor durumdadır” diyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psk. Gizay Nur Kepen, kötü anılarla başa çıkmanın mümkün olduğunun altını çiziyor. Kötü anılarımızla başa çıkabilmek için olayın, durumun ve duygusunun konuşulması, bugünkü bir gözle yeniden işlenip, değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Psk. Kepen, psikoterapinin bu durumun çözümünde faydalı olduğunu belirtiyor. Çözüm için kişinin aşırı genellemeler yapmaktan, zihin okumaktan ve geleceği öngörmeye çalışmaktan kaçınılması gerektiğini hatırlatan Psk. Kepen, bu anıları yeniden düzenlemenin ve hayatımızı etkilemesini önlemenin mümkün olduğunu söylüyor.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.